MART 2023 –
“AÇLIK VE YOKSULLUK SINIRI”
TÜRK-İŞ’in, çalışanların geçim koşullarını yansıtan ve (1987’den
bu yana her ay) düzenli olarak yapılan ancak Ocak 2022 tarihinden itibaren
beslenme kalıbı içindeki besin türlerinin ağırlığı bilimsel görüş doğrultusunda
yenilenen bağımsız araştırmasına göre Mart, 2023 (sonu) itibariyle;
·
Dört kişilik
bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken
aylık gıda harcaması:
Açlık
Sınırı
: 9.591,13 TL
·
Dört kişilik
bir ailenin yapması gereken gıda harcamasıyla birlikte giyim, konut, ulaşım,
eğitim, sağlık v.b. gibi insan onurunun gerektirdiği aylık zorunlu ihtiyaçları karşılayabilmesi için yapması gereken harcama (ücret
düzeyi değildir):
Yoksulluk Sınırı : 31.241,47 TL (Mart 2022’ye göre %94,62
artmıştır)
·
Bekar bir çalışanın aylık yaşam maliyeti :
12.469,98 TL
·
Aylık
net asgari ücret (2023) : 8.506
TL
Hesaplanan
tutarlar ücret düzeyi olmayıp dört kişilik bir ailenin insan onuruna yaraşır
bir hayat sürebilmeleri için haneye girmesi gereken toplam gelir miktarıdır. Her ayın son haftasında, TUİK
istatistiklerinden yaklaşık 1 hafta önce açıklanan sonuçlar, tüketici
fiyatlarındaki artış eğilimini yansıtan “öncü gösterge” niteliğini
taşımaktadır. Sonuçta hesaplanan açlık ve yoksulluk sınırları ile ailelerin
elde ettikleri gelir arasındaki fark geçim zorluğunun boyutlarını
göstermektedir. Çalışan sayısının sınırlı
olduğu ailelerde kişi başı yapılması gereken harcama tutarı yetersiz
kalmaktadır.
Görüleceği
üzere kendi geçimini sağlamak durumunda bulunan bekâr bir işçinin aylık geçim
maliyeti ile Ocak 2023 itibariyle geçerli
olan yeni asgari ücret arasındaki fark (–) 3.963 TL’dir. Kayıtlı istihdamım yaklaşık yarısından
fazlası asgari ücretle çalışmakta ve milyonlarca emekli bu düzeyin altında ücret
almaktadır. Asgari ücret temel gelir niteliğinde
değildir. Ücretlilerin çoğunun Uluslararası Çalışma Örgütünün(ILO) “insan
onuruna yaraşır iş” olarak nitelendirdiği bir işle yaşamlarını sürdürme olanağı
olmadığı görülüyor.
“İnsana
yakışır” yaşam şartları sağlamak sosyal politikaların önceliğidir.
2023 yılı
için belirlenen asgari ücret mevcut fiyat artışları karşısında insanca yaşamı
olanaklı kılacak bir seviyede görünmemektedir. Zorunlu ihtiyaçlar için geçen
yıla göre yapılması gereken ek harcama tutarı kadar hane halkı gelirinde artış
sağlanamadığı durumda aradaki fark daha fazla yoksullaşmaktır.
Diğer yanda
ülkemiz 6 Şubat Depremi ve sonrasında yaşanan sel felaketinin getirdiği
etkilerle karşı karşıyadır, rapora göre bu durumda gelir dağılımındaki adalet
daha da bozulabilir. “Halihazırda makroekonomik göstergeleri olağandışı bir
seyir izleyen Türkiye ekonomisi bu büyük afetler sonrası ağır bir darbe
aldı.” Raporda Çevre Şehircilik ve İklim
Değişikliği Bakanlığının verilerine göre 630 binden fazla bağımsız bölümü
bulunan 220 binden fazla konut yıkılmıştır. BM verilerine göre 11 ilimizde
yaklaşık 210 milyon ton enkaz oluşmuştur.
Avrupa İmar
Bankası’ ne göre depremin maliyeti 65 milyar $ doğrudan servet kaybı olmak
üzere toplam 100 milyar $’dır. Cumhurbaşkanlığına
göre yıkımın maliyeti 104 milyar $’dır.
Bölgedeki
genç nüfusun ülke ortalamasının üzerinde olmasının kadınların işgücüne katılım
oranının düşüklüğüyle birlikte yoksulluğun artabileceği, sosyo-ekonomik açıdan
zor durumda olanların daha fazla etkileneceği belirtilmektedir.
Ülkemizde ve
dünyadaki gelişmeleri dolayısıyla gıda enflasyonunun bu yıl da yüksek
seyredeceği öngörülmektedir.
Sosyo-ekonomik
yıkımın bir çaresi olarak kamusal gelirlerin tahakkukunun tahsil edilmesi
önerilmektedir.
Raporda
TÜRK-İŞ’ in doğrudan piyasadan, market ve semt pazarları sürekli dolaşılarak
tespit ettiği ve yoksul kesimlerin harcamalarında ağırlık yer tutan gıda harcamalarında (Ankara);
·
Bir önceki
aya göre değişim oranı %
1,76
·
Bir önceki
yılın Aralık ayına göre değişim oranı %
17,96
·
Son 12 ay
itibariyle değişim oranı %
94,62
·
On iki aylık
ortalamalarla değişim oranı %114,03
———————————–
*Türkiye
İstatistik Kurumu verilerine göre,
Şubat 2022
– Şubat 2023 Tüketici Fiyatları Değişim
Oranı: % 55,18



