Bugün 28 Nisan İş Kazalarında Yaşamını Kaybeden İşçileri Anma ve Yas Günü. Bizim için bu tarih, sadece bir takvim yaprağı değil; çalışma hayatının acı gerçekleriyle yüzleşme, yitirdiğimiz canları hatırlama ve insanca yaşam hakkını savunma günüdür.
İSİG Meclisi’nin verileri Türkiye’deki tablonun vahametini tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor: 2026 yılının henüz ilk üç ayında, en az 432 işçi kardeşimizi iş cinayetlerine kurban verdik. Bu rakamlar birer istatistik değil; ihmallerin, denetimsizliğin ve insan hayatını kâr hırsına feda eden anlayışın ağır bilançosudur.
Sorun sadece fiziksel kazalarla da sınırlı kalmıyor. ILO’nun küresel verileri, çalışma hayatındaki “görünmez katili” deşifre ediyor: İş yerinde aşırı baskı, mobbing, güvencesizlik ve yoğun stres gibi psikososyal risk faktörleri, her yıl dünyada 840 binden fazla işçinin yaşamına mal oluyor. Kötü çalışma ortamı sadece bedenimizi değil, kalbimizi ve ruhumuzu da hedef alarak bizi erkenden hayattan koparıyor.
İş cinayetlerinin “önlenemez olduğunu”, psikososyal baskıların ise bir çalışma gerekliliği olduğu masalını reddediyoruz. Ne bedenimizin üretim çarkları arasında ezilmesine ne de ruhumuzun mobbing ve gelecek kaygısıyla karartılmasına izin vermeyeceğiz. Bizim için her bir üyemizin sağlığı ve can güvenliği, her türlü kâr marjının üstündedir.
28 Nisan vesilesiyle, ekmeğini kazanırken aramızdan ayrılan tüm sınıf kardeşlerimizi saygıyla ve rahmetle anıyoruz. Onların anısını, her bir denizcinin ve emekçinin sağlıklı, güvenli ve onurlu bir işe kavuştuğu güne kadar mücadelemizde yaşatacağız. Hatırlıyoruz, yas tutuyoruz ve daha güvenli bir gelecek için birleşiyoruz.



