Her gün güne, rüzgârla ve dalgayla başlıyoruz. Güneş doğmadan görev başındayız. Rotamızda emek var, alın teri var, dayanışma var. Biz, Türkiye Denizciler Sendikası’yız. Yıllardır limanlarda, güvertelerde, makinelerde… Emeğin olduğu her yerde varız. Çünkü biz, yalnızca bir meslek değil, bir hayat yaşıyoruz. Biz denizciyiz. Biz, sevdiklerinden uzak ama haklarından asla vazgeçmeyen emekçileriz. Emeğin, alın terinin, dayanışmanın günü 1 Mayıs’ı bu yıl da içinden geçtiğimiz ağır ekonomik koşullarda karşılıyoruz. Hayat pahalılığı her geçen gün artıyor. Resmi enflasyon rakamları gerçeği yansıtmıyor. Vergi yükü adil dağılmıyor; emekçiler kazancının büyük bölümünü vergi olarak öderken, büyük sermaye neredeyse muaf tutuluyor. İşsizlik, özellikle gençleri ve kadınları derinden etkiliyor. Bu şartlar altında geçim her geçen gün daha da zorlaşıyor. Ancak biliyoruz ki, emeğin değeri birlikte yükselir. Yan yana durduğumuzda, sesimiz daha gür çıkar. Daha adil, daha eşit bir yaşam mümkündür. Bu 1 Mayıs’ta da, Emeğin, birlikteliğin ve adaletin sesini yükseltmeye devam ediyoruz. Genel Başkanımızın da dediği gibi: “Biz kimsenin sesi kısılmasın diye mücadele ediyoruz.” Türkiye Denizcililer Sendikası olarak 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutluyor, Tüm emekçilere selam gönderiyoruz. Çünkü biz birlikte güçlüyüz. Çünkü biz denizciler, dalgaları aşan dayanışmayız.

YAŞASIN 1 MAYIS!
1 Mayıs; emeğin, dayanışmanın ve adaletin tarihsel simgesidir. 19. yüzyılda işçilerin “insanca çalışma saatleri ve insanca yaşam” talebiyle başlattığı bu büyük yürüyüş, bugün sermayenin küresel kuşatmasına karşı en güçlü birleşik barikatımızdır. Bizler biliyoruz ki; 1 Mayıs sadece bir anma günü değil, geleceği elleriyle kuranların haklı taleplerini haykırdığı bir irade beyanıdır.


